16 Ekim 2011 Pazar

NEYDİ AŞK?

Aşk bulduğumu sandığım şeydi...
Birlikte yaşlanmak isteyipte, ondan önce ölmek istediğim biriydi.
Yaşanıp biten herşey aşktı biraz.
Her yağmur sonrası...
Uyandığım bütün sabahlardı aşk.
İçtiğim her fincan kahvede tadı vardı.
Çalan her telefondaydı.
Hiç bir zaman adıyla hitap edemediğim adamın adı aşktı...
Rehberimde,içimde,gözlerimde aşk diye kayıtlıydı.
Di li geçmiş zamanlarda kaldı.

IŞIL/2011

9 Ekim 2011 Pazar

Sigara Kutusu

Metal sigara kutusunun üzerine polimer kil ile resim yapmayı denedim,dokularla perspektif yaratmak istiyordum pek istediğim sonucu alamadım ama bir daha ki sefere olacak inşallah.

















1 Ekim 2011 Cumartesi

Orman Perisi

Geçen seneden kalmış bir çalışma,doğal taş üzerine kuru bitkiler kullandım,ufak tefek eklemeler yapmayı düşünüyordum araya başka şeyler girince kaldı böyle..Tamamlarmıyım bilemediğim için paylaşmak istedim..





 



 



25 Eylül 2011 Pazar

ANNE'YE ARMAĞAN



 Bir kaç önce yaptığım bebeklerden biri,anneler gününde anneme vermiştim,bir anne için bundan daha güzel bir armağan olamıyağını düşünerek:)





17 Eylül 2011 Cumartesi

Minyatür Bahçe

Uzun zamandır yapmayı düşündüğüm bir şey di,kavanoz kapağı üzerine çalıştım,henüz tamamlanmadı o yüzden pişirmedim.Polimer kil,tel ve gerçek taş parçaları kullandım.Eklemek istediğim başka bir şeyler daha vardı ama pek fazla yer kalmadığı için başka çalışmalara saklıyorum onları şimdilik.Burada bahçede oturan minik kız benim kızım.Bu minyatür bahçelerden kişiye özel bir seri yapmayı planlıyorum şimdilik.Bakalım yapabilecekmiyim:)







16 Eylül 2011 Cuma

Zaman Çaldı

Armut ağacının altında iki mezara gömülü çocukluğum benim.
Hani ilacıydı zaman herşeyin?
Masallarımı soluksuz nefessiz bıraktı,kelebekleri susuz
.Eteklerine sarıldığım kınalı parmaklı kadın suretini bir anda silip götürdü neden?
Sonra o dağlar gibi dedem...
Anlattığı bütün masalları sabırla sonuna kadar dinlemiştim oysa ki..
Nereye gitti benim masalımı dinlemeden nereye?
Alıç ağacına karşı anlatırken, yaralarıma dokunacaktı gizlice parmakları,
Yaralarım sarılacaktı farketmeden..
Benim uykusuzluğum onların uykusuzluğu olacaktı.
Her yaralandığımda sığındığım en güvenli yer, neden bu kadar ıssız şimdi neden yabancı.
Yıldızların yalancı aydınlığının altında, cırcır böcekleri ötecekti ben gizlice ağlayacaktım.
Babanemin kınalı parmakları okşayana kadar saçlarımı,
Ve o, anne sıcaklığıyla bağrına basınca beni umutla dolacaktım, yeniden yürüme gayreti bulacaktım.
Neden armut ağacının altında iki mezar var şimdi.
Alıç ağacı neden yanlız?
Şu şen kahkahalar atan zümrüt saçlı kız neden ben değilim.

IŞIL..2011

13 Eylül 2011 Salı

Düşlere Uyanmak

Hava ile kuruyan kil ile çalıştığım bebek.Bu malzeme ile çalışırken oldukça zorlandım,kururken meydana gelen çatlamalar vs.. yüzünden,bir kaç saatte bir nemlendirip düzeltmeler yapmak zorunda kaldım.Tamamen kuruduğundaysa hala pürüzler olduğundan sulu boya ile boyadım.Küçük boy bir tuali siyah kumaş ile kaplayıp,yapay çiçekler kullandım.Karışık teknik bir tablo oldu sonuçta.Bebeğimiz pek minyatür değil bu defa yaklaşık 20 cm boyunda.Bana yaşattığı zorluklardan sonra bu da ilk ve son kil çalışması olarak kaldı.





10 Eylül 2011 Cumartesi

Kız Çocuğu

Kişiye özel bir hediye olmasını istediğim için sahibinin saçları kullanıldı.Kız kardeşim için mezuniyet sürprizi oldu,bebekken kesilmiş bir lülesini annemden gizlice aldım elimden geldiğince onun bebekliğine benzetmeye çalıştım:)








1 Temmuz 2011 Cuma

NE DESEM BEĞENİRSİN



On Marifetten tanıdığımız arkadaşlarımızın yeni açtığı blog.Ne Desem Beğenirsin henüz başlangıç aşamasında fakat zengin içerik ve kaliteli görselleriyle takip edilmeye değer bir blog,Takip listelerimize ekleyelim..

26 Şubat 2011 Cumartesi

İNCİ TANESİ...

Saftın sen,su gibi duruydun...
Birlikte büyüyor,birlikte öğreniyorduk seninle,
Aynı yöne doğru yürürken...
Nasıl oldu da,Bilinmez sokaklara saptın inci tanesi... Ne zaman yalanlar saklar oldun öfkelerin ardına.  Ne zaman göz göze gelemez olduk biz seninle,birlikte koşuyor aynı anda yoruluyorduk,Küsüşlerimiz,susuşlarımız bile tatlıydı...Önce yağmurlar,sağanaklar yağıyordu aramıza...Sonra güneşler açıyordu,kii biz bunu hep biliyorduk.Gökkuşaklarımız vardı ikimizin.Benim içimdeyse dağlar.Önce dağlarımı yıktın nedense sen,Sonra ben sevdiğimi söyleyemez oldum sana.Güvenemeyince mi saklar insan sevgisini bilmem.Neden.Hangi sebepten kopmaya başladık inci tanesi.Yapamadık,koruyamadık içimizdeki o aşkı ilk günkü gibi...Geniş zamanlarda sevemedik birbirimizi doyasıya,esirgedik mi kii birşeyleri birbirimizden.Çantada keklikmiydik birbirimiz için yoksa,ya bir gün hayatımda olmazsa demedik belkide.Soldurduk galiba hıı,susuz,güneşsiz,havasız,nefessiz kaldı sevda.Sen günlerini eğlenmekle geçirdin.Benimse gecelerim beklemekle geçti inci tanem.Bütün ortak zamanlarımızıysa susuşlarla doldurduk.Sen inatlar öfkeler biriktirirken içinde,benim binlerce soru işaretim oldu sana dair.İçimin gülen tarafı çürüdü inci tanem,birtanem.Yoruldum takatim yok,hevesim yok,sende yoksun.Beklemiyorum,ağlamıyorum,özlemiyorum.Aklına gelirmiydi daha önce,bir gün böyle hissedebileceğim,inanırmıydın buna? KEŞKE...Keşkelerden hep nefret etmişimdir ama,keşke inci tanem keşke uzun uzun konuşup birbirimizi dinleyebilseydik,aşkı savaş sanmasaydık ikimiz,aynı kaldırım taşında oturup kalsaydık ilk akşamlarda...Sen hayatı oyun sanmasaydın,ben herkesi ben...
Büyüdük mü dersin,ruhumuzmu kirlendi dersin,ne dersin incim tanem,bir kadın çocuk kalbiyle ne kadar severse bir adamı,seni beklediğim bütün akşamlarda o kadar sevdim,o kadar acıdı canım.Artık bu beklemeklerin bir sonu olmalıydı.tek neden bu...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...